>>>>




           anarşistler - hayal dünyasi - Blogcu

BY AYDIN KINNA
ANA MENÜ

  • ANA SAYFA

  • PROFİLİM

  • ARŞİV

  • RSS

  • KATEGORİLERİM

  • BİLİM DÜNYASI
  • COĞRAFYA
  • DESTANLAR
  • EDEBİYAT
  • FELSEFE
  • HABERLER
  • KADINCA
  • KOMİKLER
  • MAGAZİN
  • MESENGER(MSN
  • ROMAN VE ÖZETLERİ
  • SORU BANKASI
  • SPOR BÖLÜMÜ
  • TARİH
  • TÜRKÇE
  • YEMEK TARİFLERİ
  • YEŞİLÇAM FİLMLERİ
  • ÇİÇEKLER VE ANLAMLARI
  • İLAHİYAT
  • İMAN-NAMAZ
  • ŞAİRLER VE ESERLERİ
  • SON YAZILARIM

  • KARİKATÜRLER
  • KARİKATÜRLER 2
  • KARİKATÜRLER 1
  • ANİMASYONLAR ve birkaç ÖNERİ
  • HALK OZANLARIMIZ
  • AŞIK ŞAHTURNA
  • ERZURUMLU EMRAH
  • AŞIK GEVHERİ
  • ERCİŞLİ EMRAH
  • ŞEMŞİ YASTIMAN
  • KUL HİMMET
  • KAZAK ABDAL
  • KUL NESİMİ
  • AŞIK DAİMİ
  • AŞIK FEYMANİ
  • AŞIK HÜDAİ
  • MUHLİS AKARSU
  • NEŞET ERTAŞ
  • AŞIK MAHZUNİ ŞERİF
  • AŞIK VEYSEL
  • DADALOĞLU
  • KÖROĞLU
  • KARACAOĞLAN
  • PİR SULTAN ABDAL
  • YUNUS EMRE
  • REKLAM ALANI

    SAAT BÖLÜMÜ
    SAYAÇ

    Özel Arama
    anarşistler tarih: 6.9.2008

    Sınıf savaşımı, ezilenler, anarşistler

    Mehmet Salih Akın

     

    Marksistlerin, anarşistleri eleştirirken en çok kullandıkları argümanlardan biri anarşistlerin savaşımlarını belirli bir sınıfa (tabii bu durumda eleştiri marksizme dayandırılarak yapıldığından), özellikle de işçi sınıfına dayandırmamalarıdır.

    Bu iddia, tarihsel açıdan bakıldığında kısmen, günümüzdeyse büyük ölçüde doğrudur. Çünkü anarşistler, işçi sınıfının devrim mücadelesinde oynadığı rolü -Marks'ın aksine- bilimsel bir gerçeklik olarak değil, stratejik bağlamda değerlendirirler.

    Anarşistler, ortak bir programa, ortak bir stratejiye sahip değildir ve tarih boyunca da olmamışlardır. Daha doğrusu 'anarşizm' kavramının içinde birbirinden farklı birçok strateji barınmaktadır.

    Anarşizmin devrim stratejileri içinde işçi hareketlerinin önemini teslim edenlerin sayısı hiç de az değildir. Enternasyonal'in örgütlenmesinde Bakunin'in ve çağdaşı anarşistlerin payı büyüktür. Özellikle Akdeniz kıyısındaki İtalya, İspanya, Fransa gibi ülkelerde işçi örgütlenmeleri anarşistler tarafından hayata geçirilmiştir. Anarşistler Enternasyonal'den hile ve oyunlarla tasfiye edilene kadar Bakunin'in fikirleri, Avrupa'daki işçi hareketlerini Marks'ınkilerden daha fazla etkilemiştir. Ancak Bakunin hiçbir zaman işçi sınıfına endeksli bir sosyalist hareket kurgulamamıştır, aksine açların, işsizlerin, tüm ezilenlerin devrim mücadelesine katılımının önemini vurgulamıştır.

    On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, yirminci yüzyılın başlarında Afrika'da, Doğu Asya ülkelerinde ve Güney Amerika'da devrimci işçi sendikalarının temellerini anarşistler atmıştır. Bu coğrafyalarda anarşizm, Ekim Devrimiyle dünya çapında gücünü büyük ölçüde yitirene kadar, devrim mücadelesinin ve işçi hareketlerinin temel perspektifi olmuştur.

    Gerek Avrupa'da, gerek Amerika'da, anarşistler sekiz saatlik işgünü mücadelesinde de etkindiler. Sonradan tüm dünyada devrimin ve işçi hareketlerinin sembolü haline gelerek 1 Mayıslarda milyonlarca insanı sokağa dökecek olan Haymarket eylemini örgütleyen ve hain bir komployla idam edilen işçi önderleri de anarşisttiler.

    İspanya'da, anarko-sendikalistler; 1930'ların ikinci yarısını kaplayan İspanya İç Savaşı faşist diktatör Franco'nun komutasındaki karşı devrimci güçlerin zaferiyle sonuçlanana kadar, CNT saflarında örgütlü yaklaşık iki buçuk milyon işçinin de içinde olduğu bir devrim mücadelesi yürüttüler. Patronlarla, devlet yöneticileriyle pazarlığa oturmayı reddederek doğrudan eylemi benimseyen anarşistler, özgür örgütlenmeyi ne zaman ulaşılacağı meçhul yarınlara ertelemektense bulundukları, mücadele ettikleri her yerde özyönetim ilkesini hayata geçirdiler.

    Anarşistlerin özgürlük ve adalet mücadelesinin ütopyasına en çok yaklaştığı anlar çoğunlukla işçilerin mücadeleye omuz vermesiyle gerçekleşmiştir. Bakunin ve çağdaşı Marks'ın örgütlü işçi mücadelesi hakkında benzer görüşlere sahip olmaları son derece doğal. On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan devrimci düşüncelerin, bugünkünden çok daha kötü koşullarda çalışan ve yaşayan işçi sınıfının, devrimin itici gücü olacağını öne sürmüş olmalarını dönemin koşullarından yalıtarak değerlendirmek bizi ortodoks marksistlerin bugün içinde bulunduğu duruma düşürür: Her yerde, her zaman, her koşulda işçi sınıfı. Tükürdüğünü yalamamak için, birileri yüz elli-iki yüz yıl önce öyle söylemiş olduğu için işçi sınıfı...

    Geçenlerde, televizyondaki bir tartışma programında TKP(eski SİP) genel başkanı Aydemir Güler, sosyalizmin yüzünün batıya dönük olduğunu, sosyalizmin "modern dünya"ya, proletaryaya ait bir kavram olduğunu söyledi. Bu sözlerin marksizm açısından geçerliliği başka bir yazının konusu olabilir, ama anarşizm için bu türden bir kısıtlama geçerli değildir. Anarşizm, dünyanın her yerinde, her zaman ve koşulda özgürlüğü örgütleme iddiasını taşır. Dolayısıyla devrimin sorumluluğu tek başına herhangi bir sınıfın omuzlarına yüklenemez. Dönem dönem değişen koşullara göre işçi sınıfı ya da başka bir toplumsal kesimin üstlendiği sorumluluk diğerlerinden daha büyük olabilir. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, yirminci yüzyılın başlarında Avrupa'da, devrim mücadelesinin itici gücü gerçekten de işçiler olmuştur. Ancak bu durumdan genel geçer bir teori yaratma çabası anlamsızdır. Yine aynı yıllarda Ukrayna'da Makhnovist köylü hareketi bir yandan özgür komünist bir toplumu inşa etme çabasına girişmişken, bir yandan da hem Beyaz orduyla, hem de Kızıl orduyla aynı anda savaşmıştır. Hareket sonuçta yenilmiş olsa dahi; özgür, devletsiz bir toplumun -aralıksız süren savaşa rağmen- varolabileceğini kanıtlamıştır.

    Günümüzde; Bakunin'in, Marks'ın yaşadığı yılların neredeyse bir buçuk asır sonrasında, 1939'da yenilen, son ve belki de tek gerçek işçi devrimi olan İspanya Devrimi'nin ardından altmış yılı aşkın zaman geçmişken, yaşadığımız dünyayı, kapitalizmin gücünü ve zaaflarını yeniden değerlendirerek, bugünü kavrayabilen ve yarınları yaratmamızın temelini oluşturacak bir perspektif üretmek gerekiyor.

    Üretim ilişkilerindeki farklılaşmalar, kuzey-güney ülkeleri arasındaki uçurumun hiçbir zaman olmadığı kadar büyümesi, boğazımıza ilmeği geçirmiş, ayağımızın altındaki sandalyeye her an tekmeyi basacakmış gibi duran IMF, dünya bankası hesaba dahil edilmesi gereken gelişmelerin sadece bir bölümü.

    Almanya'da, Fransa'da, Amerika Birleşik Devletleri'nde yürüyen ve "hak" talep eden işçilerin, bir anlamda bizlerin gırtlağından geçecek lokmaları talep ettiğini söylemek hiç de abartılı olmaz. Zengin ülkelerin, görece yüksek ücretleri, işsizlik, sağlık sigortası vb. sosyal hakları bizlerden küresel gasp aygıtları aracılığıyla alarak finanse ettiği bir gerçek. Merkez kapitalist ülkelerde ekonomik taleplerle yola çıkan toplumsal hareketlerin dünyanın diğer coğrafyaları açısından ne ifade ettiğini yeniden kurgulamak kaçınılmaz hale geldi.

    Devrim mücadelesinin ekonomik talepler olmaksızın yürütülmesi her ne kadar imkansızsa da; sadece ekonomik taleplere yaslanan bir hareketin yaşamayı sürdürmesi ve zafere ulaşması da bir o kadar imkansız. Buzdolabı, televizyon, otomobil isteyen bir insan, devrim değil, buzdolabı, televizyon ve otomobil istemektedir. Ve bu insan, kendisine buzdolabı, televizyon ve otomobil verildiğinde, devrim için savaşmayacak, bir nevi "üstü kalsın!" diyecektir.

    Bugün artık işçilerin ortak bir sınıfsal karaktere sahip olduklarını iddia etmek oldukça güç. Otomotiv sektöründe çalışan "zengin" işçilerin yanı sıra, tekstil atölyelerinde karın tokluğuna çalışan işçiler de mevcut. Bu durumda, bir kesim işçi çocuğunu özel okula göndermeyi arzu ederken, bir diğeri barınma ve beslenme gereksinimlerini karşılamakta zorluk yaşamaktadır. Bu iki kesimin ortak bir ekonomik talep etrafında örgütlenip işçi sınıfının "demir yumruğu"nu kapitalizmin kafasına indirmesi daha çok "devrimci mitoloji"ye ait bir düşünce.

    Gittikçe artan işsizlik de işçilerin mücadelelerinin kararlılığının ve radikalleşmesinin önünde ciddi bir engel. Şu anda Türkiye'de işsizlerin sayısı, sendikalı, sigortalı, hatta tüm işçilerden daha fazla. Her ne kadar işsizlerin "üretimden gelen güçleri" yoksa da, kaybedecek işleri de yok. Arjantin örneği, işsizlerin bir araya gelince neler yapabileceği hakkında bütün dünyaya bir fikir verdi.

    Kadınların üzerinde erkeklerin, eşcinsellerin üzerinde heteroseksistlerin, gençlerin üzerinde yetişkinlerin tahakkümü de ezen-ezilen ilişkisinin, iktidarın toplumun en küçük hücresine kadar kılcallaşmasının başlıca örnekleri. Söz konusu tahakkümü sınıfsal çelişkilerle açıklamak olanaklı değil. Bu iktidar ilişkisinin çözülmesi de ancak yaşamın iktidarsız örgütlenmesiyle olabilir.

    İşsizleri, düşük ücretle, kötü koşullarda çalıştırılanları, gençleri, kadınları, eşcinselleri göçmenleri, kısacası ayrıcalıklı azınlık dışındaki bütün insanları içine alan bir 'ezilenler' kitlesi; ekonomik mücadeleyi özgürlük ütopyasıyla kaynaştırmayı başarırsa, kapitalist sistemin gücü bu kez insanlığın önünde duramayacaktır. İçinde bulunduğumuz durumdan, özgürlüğün, eşitliğin ve kardeşliğin vücut bulduğu bir dünyaya uzanan bir süreç ancak bütün ezilenlerin örgütlü mücadelesiyle yaratılabilir.

     

     

    • Her 1 dakikada 5 yaşın altında 12 çocuk açlıktan hayatını kaybediyor.
    • 800 milyon insan yeterli beslenemiyor ve 2 milyar insan içecek temiz su bulamıyor.
    • 358 küresel milyarderin serveti dünya nüfusunun yarısının yıllık gelirine eşit.
    • Dünyadaki insanların yarısı günde 2 dolardan az bir parayla yaşamaya çalışırken silahlanmaya saatte 100 milyon dolar harcanıyor.
    • Askeri harcamalara sadece 18 dakika “dur” dense dünyada susuzluk çeken 2 milyar insana temiz içme suyu sağlanabilir. Ya da dünyadaki tüm golf sahaları bir gün sulanmasa. Bir nükleer deniz altının maliyetiyse, 48 milyon insanın temiz su içmesine bedel!
    • Kirli su nedeniyle her 15 saniyede bir çocuk dizanteri, tifo, kolera gibi hastalıklardan ölüyor.
    • “Gelişmiş” bir devletin askeri harcamalarını 10 haftalığına keserse dünyadaki açlık sona erdirilebilir.
    • Açlığı sona erdirmek için her yıl 40 milyon ton hububat yeterliyken, zengin ülkeler hayvan beslemek için her yıl 540 milyon ton hububat tüketiyor.
    • Asya’da yaşayan 1 milyar 270 milyon çocuğun yaklaşık yarısı (600 milyon) yoksulluk içinde.
    • Her gün 24 bin kişi, yani saatte bin kişi açlıktan veya açlığa bağlı sebeplerden ölüyor.
    • Günümüzde “gelişmekte olan” ülkelerdeki her 10 çocuktan biri 5 yaşına gelmeden ölüyor. Bu oran, son 50 yılda yüzde 28 arttı.
    • Tek bir uçak gemisine harcanan parayla 400 bin insan bir yıl boyunca sağlıklı beslenebilir.
    • Küresel gaspçıların militarist aygıtı ABD’nin Afganistan’a saldırısı sonrasında buradaki eroin imalatı 20 kat arttı.
    • Uyuşturucu ticaretinden elde edilen gelir, 700 milyar dolar civarında yani dünya ekonomisinin toplamının dörtte üçü kadar.
    • Herkese ekmek değil ama kişi başına 1,8 ton patlayıcı düşüyor.
    • Bilinen 70 bin ton kimyasal silah depolarda bekliyor.
    • Dünyadaki askeri harcamalar 1 trilyon dolarlık bir pazar oluşturuyor.
    • 13 milyar dolar dünyadaki temel sağlık sorunlarını asgari ölçüde çözebilecekken AB ülkeleri 13 milyar doları salt parfüme harcıyor. ABD’de evcil hayvan mamalarına 17 milyar dolar harcanıyor.
    • Zimbabwe’de her 15 dakikada bir çocuk AIDS’ten ölüyor.
    • Yüzde 70’i sivil 60 milyon ölü, nükleer sakatlıklar ve radyoaktif çöp dağları bırakan 2. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda çeşitli yerlerde 150’nin üzerinde savaş çıktı. Yüzde 90’ı sivil her yıl 650 bin kişi savaşlarda ölüyor.
    • Çocuklar 85’ten fazla ülkede askere alınıyor. 35’e yakın ülkede 300 bin çocuk hükümet ya da muhalif gruplar adına asker olarak savaşıyor.
    • Son 10 yılda yapılan savaşlarda 2 milyondan fazla çocuk öldü, 5 milyonu sakat kaldı. 40 milyonu çocuk 550 milyon insan göç etmek zorunda kaldı.
    • Şu an sığınma talebinde bulunmuş insanların sayısı 30 milyon.Mültecilerin yüzde 80’i kadın veya çocuk. 5 milyon çocuk mülteci. 100 ülkede 245 milyon kara mayını saklanıyor. Yarısı çocuk yılYaşadığımız topraklarda çoğu Suriye sınırı civarında 1 milyon kara mayını var. Son 12 yılda 284’ü çocuk 937 kişi mayın patlamalarında öldü. 2005 yılında 56 kişi mayınlar yüzünden hayatını kaybetti.
    • Yılda 4 milyon bebek 1 aylık olmadan ölüyor.
    • Her 2 çocuktan biri şiddete maruz kalıyor.
    • Her gün 3 çocuk önlenebilir hastalıklardan ölüyor.
    • Yılda 2,5 milyon çocuk kaçırılıyor. 1,5 milyon çocuk seks pazarına sürülüyor.
    • 11 yaşından küçük yaklaşık 340 milyon çocuk, şirketlere daha fazla kâr, zenginlere gösteriş yapma fırsatı sağlayan ama insanlar için asla ihtiyaç olmayan şeyleri üretmek için karın tokluğuna ölesiye çalıştırılıyor.
    • Çalışan çocukların dörtte üçü haftada 40 saatten fazla, her on çocuktan 2’si haftada 56 saat ve üzerinde çalışıyor.
    • Sadece İstanbul’da 20 bin çocuk sokakta yaşıyor.
    • Çernobil nükleer santralindeki patlama Hiroşima ve Nagazaki’ye “barış adına” atılan atom bombalarının 700 katı radyasyon yaydı.
    • Sam Amca’nın çiftliğinde nüfusun yüzde 1’i ABD’deki zenginliğin yüzde 40’ına sahip. 2 milyon kişi hapishanelerde, 20 milyon, işsiz, 50 milyon yoksul var. Şu an ABD’de yaşayan 12 milyon kişi hayatlarının bir kısmını evsiz olarak geçirmiş. Evsizlerin sayısı her yıl iki milyon artıyor. Her dört evsizden biri çocuk.Yetişkin evsiz erkeklerin yüzde 40’ını ABD ordusundan ayrılmış askerler oluşturuyor.
    • Her üç dakikada bir işçi iş kazaları ya da meslek hastalıkları yüzünden hayatını kaybediyor.
    • Dünyada her yıl trafik kazalarında 1 milyon civarında insan ölüyor, 50 milyon insan yaralanıyor, 3 milyon insan sakat kalıyor.

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu 0 yorum :: yorum bırak :: <%TrackbackCount%> trackbacks :: trackback url<%TrackbackRDF%> :: link
    <%TrackbackTitle%>
    tarih: <%TrackbackDate%> <%TrackbackTime%> url: <%TrackbackBlogName%>
    sil <%TrackbackExcerpt%>



    Get your own Chat Box! Go Large!
    BY AYDİN KİNNA

    TARAFINDAN HAZIRLANDI

    www.guldestim.com
      sohbetin tek adresi

    Kardelen FM 'de Şu An

    BAĞLANTILARIM

  • elbisetasarim
  • keyfinebak
  • yoldas27
  • ozlem
  • online
  • vakitsizsevdam
  • laylaa73
  • cihad

  • ARKADAŞLARIM



  • SON YORUMLAR

  • DEME
    gusul
    eren çok güzel
    eren nin güzel olması
    tşkr
    ALLAH RAZI OLSUN
    sabah namazı
    tezel moda evi
    tebrikler
    gusül


  • SON HABERLER


    SİNEMA HABERLERİ


    TİYATRO HABERLERİ


    REKLAM ALANI


    TIKLA ŞİİR DİNLE